Babamın Ceketinde Kalan Mektup
Babamın ölümünün üzerinden tam üç ay geçmişti.
İnsanın annesi öldüğünde yetim olur, ama babası öldüğünde... Ne olduğunu tarif etmek zor. Bir yanın koca bir eve benzer, artık sobası yanmaz, penceresi açılmaz.
Dolabındaki eşyaları tek tek ayırırken, bir ceket vardı… Kahverengi, kalın kumaşlı. Omuzları düşmüş, düğmelerinden biri kopmuştu. Ama çocukken hep onu giyerdi. O ceketin cebine sakladığım misketlerimi hatırlıyorum. Babam anlamaz sanırdım.
Ceketi terziye götürdüm, tamir ettirmek istedim.
Cebinde bir zarf çıktı.
“Bu içerideydi, muhtemelen özel bir şey,” dedi terzi.
Zarf sararmıştı. El yazısı...
“12 Eylül 1989 / K.” yazıyordu.
‘K’ annemin baş harfiydi.
Ellerim titredi. Eve gidince açtım mektubu. Kâğıt çok eskiydi, yer yer silinmişti.
Ama kelimeler hâlâ sıcaktı.
“Benden önce gidersen, cebine bu mektubu koyacağım. Ama senden önce gidersem… Lütfen arada bir çıkar, okur gibi yap. Hem ben utanırım, hem sen rahat edersin.”
Gözlerim doldu.
Okumaya devam ettim:
“Bu ceket seni taşıyor ya hani...
Sen her giydiğinde omzundaki yükü hissediyorum. Çocukları okula götürürken, beni hastaneye taşırken, maaş kuyruğunda beklerken…
Her şeyini sustun, her şeyini bastırdın.
Ama ben hep fark ettim.Sana baktığımda gençliğimi, yaşlılığımı, iç çekişimi görüyordum.
Beni sevdiğini hiç söylemedin. Ama ben her seferinde inandım.
Ceketin cebine bıraktığın kuru papatyalardan, bana verdiğin son lokmadan, çocukları uyutup bana sorduğun ‘iyi misin?’ cümlesinden.Seni çok sevdim.
Bu mektubu okurken hâlâ yaşıyorsam, gözlerime bak.
Ama okumuyorsan ve ben gitmişsem… Ceketine sinen yanım kalmıştır. Helal et.”
Kâğıdı defalarca okudum.
Sonra sustum.
Anladım ki bazı aşklar hiç gösterilmez ama her şeyi taşır.
Babam annemi hiç öpmedi gözümün önünde. Ama onun için ömrünü cebinde taşıyacak kadar çok sevmiş.
O ceket hâlâ evde.
Cebinde o mektup, mektubun üstünde küçük bir kurumuş papatya duruyor.
Kimse bilmez ama bazen geceleri o ceketi giyip balkonun ucuna kadar yürüyorum.
Sanki babam yanımda, sanki annem o eski sandalyede, gözümün ucundan sesleniyor:
“İyi misin?”
Ve ben sadece başımı sallar gibi yapıyorum.
0 yorum