🧳 Bavulun İçinden Çıkan 9 Kelime
Bavulun İçinden Çıkan 9 Kelime
Annem öldükten sonra, çatı katını toplarken bulduk onu. Eski, yıpranmış bir sandık. Bavul değil aslında… Koca bir sessizlikti.
Açtık.
İçinde neler yoktu ki… Kenarları sökülmüş bir yazma. İşlenmiş ama hiç giyilmemiş bebek patikleri. Sararmış birkaç fotoğraf… Okunmamış, belki de hiç gönderilmemiş mektuplar. Ve en altta, katlanmış bir kâğıt. Küçük, ürkek bir not gibi.
"Ben bu evde hiç 'mutlu oldum' diyemedim."
Yalnızca dokuz kelime. Öylece kaldım. Sanki biri kalbimin tam ortasına buz gibi bir taş koydu. Dokuz kelime, dokuz yıl çığlık çığlık sustu içimde. Çünkü bazı cümleler bağırmaz… Ama insanın içini susturur, nefesini keser.
Babam hep "Kadın şükrederdi," derdi. "Vefalıydı," derdi. Evet, vefalıydı. Ama kendine değil. Hep başkalarının neşesine sadık kaldı. Kendi gülüşünü erteleyip, bizim tebessümümüzü bekledi. Aynaya her baktığında, oradaki yabancı kadının gözlerine bile bakamadı belki de.
Çorba karıştırırken değil, sessizce dolabı silerken ağlamış. Geceleri mutfağın lambası sönmezdi. Ben uykudayken, o mutfağı temizlerdi. Bez ses çıkarmasın diye iki kat yapardı. Hiçbir şeyi kirli bırakmazdı. Duygular hariç… Onları derine, görünmeyen bir yere saklardı. Ta ki o son nefesine dek.
Bayram sabahları herkesin yeni kıyafetini ütülerdi. Ama kendisi hep geçen seneki siyah bluzu giyerdi. "Üşüyorum" demezdi, "yoruldum" hiç duymazdık. Kendi doğum gününü hep unuturdu. Misafirlerle gülümserdi ama çaydanlığa yaslanınca yüzü düşerdi. Gözyaşını bizden saklamak değil, kendine bile göstermemekti derdi belki… Belki de aynadaki silüetine bile hesap verememekti.
Biz güldükçe, o eksilmiş. Ne zaman ki sofraya koyduğu yemeği beğenmedik, o bir tabak daha az koydu sonraki gün. Ne zaman ki misafirler onun tatlısını övmedi, o hep "bir daha yapmam" derdi içinden — yapardı ama söylemezdi. Mutluluğa susmuştu. Gözümüzden sakındığı ne varsa, içine gömmüş. Bir ömrü tek cümlede mühürlemişti annem. Söyleyemediklerini o notla gömmüş, bize miras gibi bırakmış. Bir mezar taşı gibi…
O gün anladım: Bir evde bir kadın susuyorsa, orası ev değildir. Nefes alınır belki, ama yaşanmaz. O koca duvarlar, dilsiz bir mezarlıktan farksızdır. Ve bazen bir cümle, bir hayatın değil, koca bir neslin mezar taşı olur.
Annem o gün ikinci kez öldü bende. Ve o cümle hâlâ yutkunamıyor içimde. Her uyandığımda, her aynaya baktığımda, her sustuğumda o dokuz kelime yeniden canlanıyor. Bir fısıltı değil, bir çığlık gibi içimi parçalıyor.
"Ben bu evde hiç 'mutlu oldum' diyemedim."
📌 Okuyana Not:
Evinizdeki kadın susuyorsa, duyduğunuz sessizliği "huzur" sanmayın. O sessizlik, bir fırtına öncesi sessizliği olabilir. Çünkü bir kadın "mutluluğa susmuşsa," orada hayat çoktan eksiye düşmüştür. O suskunluk, duvarların bile ağladığı bir çığlığa dönüşmeden, kulak verin. Belki de bir ömrün son dokuz kelimesini duymadan önce…
Bu yazı sizde hangi duyguları uyandırdı?
Paylaşmak ister misiniz?
0 yorum